2 Yıl Çalışınca Ne Kadar Tazminat Alırım? İzmir’de yaşıyorum, ve her gün sokakta, işyerinde ya da sosyal medyada karşılaştığım şeyler hep aynı: “Tazminat alacak mıyım?”, “2 yıl çalıştım, bu kadar mı?” gibi sorular. Bu yazıya başlamadan önce şunu net söyleyeyim: Çalışan hakları konusunda Türkiye’de ciddi bir kafa karışıklığı var. Çoğu kişi, tazminat almak ya da haklarını savunmak konusunda ne yazık ki bir yerlerde takılıyor. 2 yıl çalışınca ne kadar tazminat alırsınız, bunu konuşalım ama önce bir düşünün: Ne kadar adil? 2 Yıl Çalışmanın Tazminatla İlgili Gerçekleri Öncelikle şu soruya cevap verelim: 2 yıl çalıştıktan sonra ne kadar tazminat alırsınız? Bu…
18 YorumEtiket: bir
Örf ve Adet Delil Olur Mu? Gelecekte Toplumların Değişen Dinamikleri Üzerine Bir Düşünce Denemesi Ankara’da 28 yaşında bir genç olarak, zaman zaman geçmişle gelecek arasında sıkışıp kalıyorum. Hem teknolojinin hızla gelişen dünyasında, hem de kültürel değerlerimizin içinde var olmaya çalışıyorum. Bazen geleneksel anlayışlar ile yenilikçi fikirlerin çatıştığı bir noktada buluyorum kendimi. Mesela “Örf ve adet delil olur mu?” gibi bir soru sormak, günümüzün hızlı tempolu dünyasında, kültürel miras ve dijitalleşme arasında bir denge kurmak için önemli bir adım. Teknolojinin hızla ilerlediği, toplumsal normların değiştiği bir dünyada, örf ve adetlerimizin gelecekte nasıl bir rol oynayacağını düşünmek oldukça heyecan verici. Örf ve…
20 YorumBebek Neden Çığlık Atarak Ağlar? Güç, Meşruiyet ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analiz İktidarın Zayıf Yansıması: Bebek ve Toplumsal Düzen Bebekler, kelimenin tam anlamıyla “sözcüksüz” bir şekilde, dünyaya gözlerini açar. Onların ağlaması, sadece bir ihtiyaç belirtisi değil, aynı zamanda sosyal bir çağrıdır. Fakat bu çağrı sadece bebekle sınırlı kalmaz; toplumsal yapının her bir bireyi bu çağrıdan farklı şekillerde etkilenir. Her çığlık, bir güç ilişkisini, bir meşruiyet sorununu ve bir toplumsal düzen arayışını yansıtır. Bebek, ilk bakışta güçsüz, pasif bir varlık gibi görünse de aslında daha derin bir toplumsal yapının parçasıdır. Çığlıkları, sadece bedensel bir ihtiyacın dışa vurumu değildir; aynı zamanda…
26 YorumBaladın Kızı Kim Osmanlı? – İktidar, Kadınlar ve Toplumsal Yapı Üzerine Bir Siyasi Analiz Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyasal Bilimcinin Perspektifi Siyaset biliminde, güç ilişkileri toplumsal yapıyı şekillendirir, kurumlar ve ideolojiler ise bu gücün sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışır. Toplumlar, güç dinamiklerinin, kurumların ve ideolojilerin etkisiyle şekillenirken, bu yapılar her bireyi farklı şekilde etkiler. Osmanlı İmparatorluğu, yaklaşık 600 yıl süren tarihi boyunca, iktidar ilişkileri, toplumsal düzen, vatandaşlık hakları ve cinsiyet rolleri gibi temel soruları sürekli gündemde tutmuştur. Bu bağlamda, “Baladın kızı kim?” sorusu, hem Osmanlı’daki kadınların toplumsal yerini hem de iktidar yapılarındaki yerlerini anlamak adına önemli bir sorgulamayı gündeme…
18 YorumBahçedeki Mantarlar ve Edebiyatın Dönüştürücü Gücü: Bir Metinler Arası Çözümleme Bahçede yeşil yaprakların arasında beliren mantarlar, doğanın bilinçaltına açılan bir kapı gibi karşımıza çıkar. Gözle görünmeyen, ama bir o kadar da etkili varlıklarıyla, sadece toprakla değil, insan zihniyle de derin bir bağ kurarlar. Edebiyat da bu mantarlar gibi, görünmeyen ama güçlü bir etkiye sahiptir. Bu yazı, bahçedeki mantarların yok edilmesinin edebiyat perspektifinden nasıl ele alınabileceğine dair bir çözümleme sunacak. Sadece bitkiler ve toprakla değil, aynı zamanda anlatıların ve sembollerin büyülü dünyasında da yolculuğa çıkacağız. Edebiyat, bir bakıma bahçemizdeki istenmeyen mantarları temizlemenin, zihnimizi arındırmanın bir aracı olabilir mi? Mantarlara Dair: Metinler…
28 YorumAgonist Kas Ne Demek? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin Gücü ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi: Bir Edebiyatçının Girişi Kelimelerin gücü, bir yazarın en keskin silahıdır. Anlatıların içinde kaybolduğumuzda, bir kelimenin veya terimin içindeki anlamı keşfetmek, bazen bir öyküyü, bazen de bir hayatı dönüştürebilir. Edebiyat, yalnızca kelimelerle yapılan bir oyun değil, aynı zamanda bu kelimelerin taşıdığı derin anlamlarla bir içsel yolculuğa çıkmaktır. Bu yolculuk bazen bizi fiziksel dünyaya, bazen ise hayal gücümüzün sınırsız alanına götürür. Ancak bugün, kelimelerden değil de bedenin, kasların ve hareketin dilinden bahsedeceğiz. Agonist kas terimi, anatomi ve fizyoloji dünyasında sıklıkla karşımıza çıkar, ancak bu kavram, bir anlatıdaki karakterlerin…
16 YorumZaruret Hakkı: Antropolojik Bir Perspektifle Kültürler Arası Bir Keşif Ritüeller, Semboller ve Kimlikler Üzerinden Zaruret Hakkının Derinliklerine Yolculuk Kültürlerin çeşitliliğine duyduğumuz merak, insanlık tarihinin en temel keşiflerinden biri olarak karşımıza çıkar. Antropologlar olarak, farklı toplulukların yaşam biçimlerini, değerlerini ve inançlarını anlamaya çalışırken, bazen modern hukukun kavramları bile farklı kültürel bağlamlarda yeniden şekillenir. İşte bu yazıda, zaruret hakkı kavramını, insanların hayatta kalma mücadelesinde nasıl şekillendiği ve toplumların bunu nasıl benimsediği üzerinden keşfedeceğiz. Zaruret hakkı, hemen her kültürde, insan yaşamının en temel gereklilikleri ile ilişkili bir kavram olarak kendini gösterir. Ancak bu kavram, her toplumda farklı biçimlerde tezahür eder. İnsanlar, mecburiyetler karşısında…
15 YorumRengin Kürt İsmi Mi? Felsefi Bir Tartışma Bir filozof olarak, her kelimenin, her ismin ardında bir anlam ve bağlam yattığını düşündüğümde, “Rengin” adı hakkında sormamız gereken ilk soru, sadece bu ismin dilsel veya kültürel kökeniyle ilgili değil, daha derin bir felsefi sorgulama içeriyor. Etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden bakıldığında, bir ismin ait olduğu kimlik, sadece biyolojik veya kültürel bir durumun ötesinde, kişinin varoluşunu ve dünyayla olan ilişkisinin bir yansıması olabilir. Peki, “Rengin” bir Kürt ismi mi? Bu soru sadece dilsel bir sorgulama olmanın çok ötesinde, kimlik, kültür ve toplumsal etkileşimle ilgili derin bir felsefi meseleyi içeriyor. Etik Perspektiften Kimlik ve…
16 Yorumİrade Varlık Demek Mi? Psikolojik Bir Mercekten Bakış İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışırken, aklımıza takılan en temel sorulardan biri şudur: İrade, varlık mıdır? Yani, insanın hareketleri, düşünceleri ve duyguları, yalnızca içsel bir kontrol gücünün, yani iradenin bir yansıması mıdır? Ya da irade, daha derin bir varlık anlayışının bir parçası mıdır? Psikoloji açısından, bu soru, bireyin eylemlerini ve düşünce süreçlerini anlamanın anahtarı olabilir. İnsan, sahip olduğu iradesiyle mi varlık gösterir, yoksa sadece dışsal faktörlerin ve içsel yönelimlerinin etkisi altında mı hareket eder? Bu yazıda, iradeyi bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alarak, onun insan varlığındaki rolünü inceleyeceğiz. İradenin bir varlık meselesi…
22 YorumKarın Ne Demek İslam? Hepimiz hayatın bir döneminde, farklı şekillerde, bir kelimenin anlamını sorgulamışızdır. Bazen bir kelime, tüm dünya görüşümüzü değiştirebilir, bazen de basitçe bize bir kavramı hatırlatır. Bugün, “karın” kelimesinin İslam’daki derin anlamına dalacağız. Belki günlük dilde basitçe karnımızın aç olduğunu söylediğimizde aklımızda çok da derin bir anlam oluşmaz; ancak İslam’daki “karın” olgusu çok daha fazlasını ifade eder. Karın: Fizikselden Ruhsala İslam’da “karın” denince aklımıza yalnızca bir organ gelmemeli. Elbette, karın, vücudun önemli bir parçasıdır; bedensel ihtiyaçlarımızı karşıladığımız yerdir. Ancak İslam’daki anlamı çok daha kapsamlıdır. Özellikle tasavvufta “karın”, maddi ve manevi doyum arasındaki dengeyi simgeler. Vücutta bir açlık olduğu…
18 Yorum