Özet: KDV’nin hukuki yükümlüsü çoğu işlemde malı/hizmeti sunan işletmeler; ekonomik yükü ise fiyat etiketinin sonunda herkes gibi “nihai tüketici” taşır. Bazı durumlarda alıcı “sorumlu sıfatıyla” vergi beyan eder (tevkifat/reverse charge). ([OECD][1]) Katma Değer Vergisi Kimler Verir? Etik Bir Verginin Adaleti Neden Bu Kadar Tartışmalı? Net bir pozisyonla açıyorum: KDV’yi hepimiz ödüyoruz—ama herkes aynı gücü ve aynı yükü taşımıyor Kasada “KDV dahil” fiyatı ödeyen sizsiniz. Beyannameyi veren ise çoğu zaman satıcı. Yani, hukuki yükümlü ile ekonomik yükü taşıyan aynı kişi değil. Bu ayrışma, KDV’nin en güçlü yönü (tahsilatta etkinlik) kadar en tartışmalı tarafını (adalet ve yük dağılımı) da görünür kılıyor. Uluslararası…
8 YorumEtiket: de
Karın Ne Demek İslam? Hepimiz hayatın bir döneminde, farklı şekillerde, bir kelimenin anlamını sorgulamışızdır. Bazen bir kelime, tüm dünya görüşümüzü değiştirebilir, bazen de basitçe bize bir kavramı hatırlatır. Bugün, “karın” kelimesinin İslam’daki derin anlamına dalacağız. Belki günlük dilde basitçe karnımızın aç olduğunu söylediğimizde aklımızda çok da derin bir anlam oluşmaz; ancak İslam’daki “karın” olgusu çok daha fazlasını ifade eder. Karın: Fizikselden Ruhsala İslam’da “karın” denince aklımıza yalnızca bir organ gelmemeli. Elbette, karın, vücudun önemli bir parçasıdır; bedensel ihtiyaçlarımızı karşıladığımız yerdir. Ancak İslam’daki anlamı çok daha kapsamlıdır. Özellikle tasavvufta “karın”, maddi ve manevi doyum arasındaki dengeyi simgeler. Vücutta bir açlık olduğu…
8 YorumBacım Sultan Kiminle Evlendi? Aşkın, Stratejinin ve Kaderin İç İçe Geçtiği Bir Hikâye Bir Zamanlar Sarayın Sessiz Bahçesinde Bazı hikâyeler vardır ki yalnızca tarihin sayfalarında değil, insan kalbinin en derinlerinde yankı bulur. Bacım Sultan’ın hikâyesi de onlardan biri… Bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası; bir kadının kalbinden gelen sesiyle bir erkeğin stratejik kararı arasında sıkışan ama sonunda kaderin ipliğinde şekillenen bir yolculuk… Bugün sizi, tarihle duygunun, stratejiyle sevdanın kesiştiği o yola davet ediyorum. Sarayın Gölgelerinde Bir Kadın: Bacım Sultan Sevgiyle Sarmalanmış Bir Çocukluktan, Devletin Merkezine Osmanlı’nın görkemli dönemlerinde doğan Bacım Sultan, bir padişahın kızı olarak dünyaya geldi. Sarayın altın işlemeli…
8 YorumBıhtı Ne Demek? Bir Tarihçinin Gözünden Toplumsal Dönüşüm ve Kökler Geçmişin İzlerini Bugüne Taşımak Bir tarihçi olarak, dilin toplumları nasıl şekillendirdiğini ve toplumsal hafızada nasıl yer ettiğini anlamak her zaman ilgi çekici olmuştur. Bugün, dilin sadece iletişim aracından çok daha fazlası olduğuna, bir toplumun düşünsel yapısını, değerlerini ve tarihsel süreçlerini nasıl yansıttığına dikkat çekmek istiyorum. Her kelime, kendine özgü bir geçmişi ve izlediği bir yolculuğu taşır. İşte bu yazıda ele alacağımız kelime de, pek çoklarının bir zamanlar duyduğu ama günümüzde anlamını sorguladığı “bıhtı” kelimesi. Bıhtı Kelimesinin Tarihsel Derinliği Bıhtı, Türkçede zaman zaman “düşman” ya da “dostane olmayan” bir kişiyi tanımlamak…
6 YorumKanun Tasarısı Kim Tarafından Verilir? (Küresel ve Yerel Perspektiflerden Derinlemesine Bir Bakış) Bir fikrin kanunlaşması, aslında bir toplumun geleceğini şekillendirme gücüdür. Ve her şey çok basit bir soruyla başlar: “Kanun tasarısı kim tarafından verilir?” Cevap ilk bakışta teknik gibi görünse de, içine girdikçe demokrasi, temsil, siyaset kültürü ve yurttaşlık bilincinin nasıl örüldüğünü gösteren derin bir hikâyeye dönüşür. Gelin bu soruyu hem dünyanın farklı köşelerinden hem de Türkiye özelinden birlikte masaya yatıralım. Küresel Sahne: Yasama Teklifinin Farklı Yüzleri Kanun tasarısının kim tarafından verileceği, her ülkenin siyasal sistemi, tarihsel deneyimi ve kurumsal kültürüyle şekillenir. Temel olarak iki model vardır: Yürütme ağırlıklı tasarı…
12 YorumKelimelerin Kamerası: Edebiyatın Kadrajında Görünen Dünya Kelimeler birer kameradır. Her biri, yazarın zihninde yankılanan görüntüleri yakalar; cümleler ise bu görüntülere ruh veren açılardır. Sinema nasıl ışığın hareketiyle bir dünya kuruyorsa, edebiyat da kelimelerin titreşimiyle bir sahne yaratır. “Kamera çekim açıları” sinemada görüntüyü anlamla buluşturur; tıpkı edebiyatta anlatıcı bakış açısının, bir karakterin kaderini nasıl dönüştürdüğü gibi. Bu yazı, kamera çekim açılarını yalnızca sinemasal bir teknik olarak değil, aynı zamanda edebi bir bakış felsefesi olarak inceler. Yüksek Açı: Tanrısal Bakışın Gücü Yüksek açı, kameranın karakterin üzerinde konumlandığı, onu küçülttüğü bir bakış açısıdır. Bu açı, güç dengesizliğini anlatır; izleyici, karaktere hâkimdir. Edebiyatta bu,…
12 YorumGrafik Tasarım Bölümünde Hangi Dersler Var? Toplumsal Yapının Estetik Haritası Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme Bir sosyolog olarak dünyayı incelediğimizde, insan davranışlarının yalnızca bireysel tercihlerden değil, toplumsal normlar ve kültürel yapılar tarafından şekillendiğini görürüz. Her eğitim sistemi, kendi toplumunun değerlerini yeniden üretir. Grafik Tasarım Bölümü de bu anlamda yalnızca bir sanat eğitimi değildir; bir toplumun estetik, cinsiyet, iş bölümü ve kimlik anlayışının yansımasıdır. Grafik tasarım dersleri, bireyin yalnızca bir tasarımcı değil, aynı zamanda toplumsal bir aktör olarak yetişmesini sağlar. Çünkü her görsel mesaj, bir toplumun değerlerini taşır — bazen farkında olmadan, bazen bilinçli bir tercih olarak. Toplumsal Normlar ve Estetiğin İnşası…
16 YorumBir itirafta bulunayım: “Argoda köpek çekmek ne demek?” sorusu kulağa saf bir dil merakı gibi gelse de, aslında mahalle sohbetlerinden sahne mizahına, pop kültürden sosyal medyaya kadar uzanan koca bir hikâye. Bu yazıda lafı dolandırmayacağım; hem gülelim hem düşünelim, hem de bu ifadenin nereden gelip nereye gittiğini birlikte sökelim. “Argoda köpek çekmek”, bağlama göre değişen üç yaygın katmanda kullanılır: (1) birine aşağılayıcı/“köpek muamelesi” yapmak; (2) birini nazla süründürmek, peşinden koşturmak; (3) yoğun, ısrarcı ve yer yer küçültücü bir bağlılık/pandik gibi davranmak. Deyimin halk ağzında “köpek çektirmek” biçimiyle de karıştırıldığı görülür. Hazırsan, kahveni kap; hem sözlüğe hem hayata vantuz gibi yapışıp…
10 YorumHane ne demek? Bir kelimenin dünyalar kurduğu yer Bazen bir kelime vardır, duyar duymaz içimizde yankı yapar. “Hane” de tam öyle bir kelime. Basit gibi görünür ama içine bir ömür, bir kültür, bir geçmiş sığar. Ben hep “hane” dendiğinde sadece dört duvarı değil, o duvarların içinde paylaşılan zamanı, kokuları, sesleri düşünürüm. Peki, hane ne demek? Ve neden bu kadar derin bir anlam taşır? Gelin, hem yerel hem küresel bir pencereden bu kelimenin ruhuna birlikte bakalım. Hane kelimesinin kökeni ve anlamı Hane, Arapça kökenli bir kelimedir ve TDK’ye göre “ev, aile, aynı çatı altında yaşayan insanlar topluluğu” anlamına gelir. Osmanlı döneminde…
12 YorumHavacılar Hangi Kanuna Tabi? (Sadece “2920” Değil!) Havacılık dediğin, sadece gökyüzüne bakıp “uçtuk mu, indik mi?” demek değil. Kokpitten kabine, bakım hangarından kuleye, hatta joystick’le uçurulan insansız hava araçlarına kadar kocaman bir ekosistem. Bu dünyayı seviyorum çünkü hukukla güvenlik, teknolojiyle insan sağlığı aynı cümlede buluşuyor. Peki şu meşhur soru: Havacılar hangi kanuna tabi? Gelin, basit bir tek cümle yerine, gerçekten işe yarayan kapsamlı bir yol haritası çıkaralım. Kısa Cevap: “Bağlama Göre Değişir” “Havacılar” deyince pilot, kabin memuru, teknisyen, dispeçer, hava trafik kontrolörü, yer hizmetleri personeli, hatta askeri pilotlar akla geliyor. Bu insanların tabi olduğu kurallar; yaptıkları işin niteliğine (sivil/asker), işverenin…
10 Yorum