Koleksiyon Hangi Ülkenin?
Bugün, uzun bir öğle tatilinde bir kafede otururken aklıma gelen bir soruyu paylaşmak istiyorum. Geçenlerde bir arkadaşım bana şöyle bir soru sordu: “Koleksiyon hangi ülkenin?” Hemen Türkiye’deki koleksiyon kültürünü ve küresel anlamda koleksiyon merakını düşünmeye başladım. “Koleksiyon” demek, biriktirme ve toplayan kişi demek, ama bu olgunun farklı kültürlerde nasıl şekillendiğini ve hangi ülkenin en çok koleksiyon yapan bir kültüre sahip olduğunu incelemek benim için oldukça ilginçti.
Hadi gelin, bu konuyu hem yerel hem de küresel açıdan ele alalım. Neler varmış, ne gibi ilginç koleksiyonlar mevcut, hem Türkiye’de hem de dünyada koleksiyonculuk nasıl şekillenmiş?
Koleksiyonun Küresel Yüzü
Koleksiyon, global ölçekte çok yaygın bir hobi. Türkiye’de de oldukça yaygın ama dünya çapında bunun çok farklı boyutları var. Koleksiyonculuk, yalnızca nesneleri biriktirmekten çok, bir tutkuya dönüşen, bazen bir yaşam tarzı halini alan bir şey. Bunu anlamak için koleksiyoncuların en büyük koleksiyonlarını incelemek bile yetiyor.
Dünyanın en büyük koleksiyonlarından biri, Amerika’da bulunan Mickey Mouse figürleri koleksiyonudur. Bir koleksiyoncu, yıllarca süren birikimle, 10 binin üzerinde Mickey Mouse figürüne sahip. Bu tür koleksiyonlar sadece nostaljik ya da eğlencelik değil, aynı zamanda bazen çok değerli hale gelebiliyor. Örneğin, eski zamanlardan kalma, sınırlı sayıda üretilmiş figürler çok yüksek fiyatlara alıcı bulabiliyor.
Bir diğer ilginç örnek Japonya’dan. Japonlar, özellikle figür ve çizgi film karakteri koleksiyonculuğuna büyük ilgi gösteriyorlar. 1980’ler ve 90’lar özellikle Japon anime kültürünün patlama yaşadığı yıllardı. O döneme ait figürler, çizgi romanlar ve koleksiyonluk kartlar koleksiyoncular arasında büyük rağbet görüyor. Hem nostalji hem de estetik değeri olan bu nesneler, kültürel olarak da büyük bir anlam taşıyor. Koleksiyonculuk Japonya’da adeta bir sanat haline gelmiş.
Türkiye’de Koleksiyonculuk
Türkiye’de de koleksiyonculuk, geçmişten günümüze önemli bir yer tutuyor. Ancak, küresel koleksiyon kültürüyle kıyasladığınızda, Türkiye’deki koleksiyonculuk daha çok “hobi” olarak kalıyor. Çoğu koleksiyoncu, eski kitaplar, pul koleksiyonları, madeni paralar ve antik eşyalar gibi alanlara odaklanıyor. Benim de zaman zaman takip ettiğim bir arkadaşım var; eski kitaplar ve eski müzik plakları konusunda çok tutkulu. Arada bir, sabah kahvesi eşliğinde bana “Bursa’da hiç bulamadığım bir plak var, Paris’te bir dükkanda” diyerek, koleksiyonuna yeni bir parça eklemeyi hayal ederken, ben de onun bu tutkusuna hayran kalıyorum.
Türkiye’de özellikle Osmanlı dönemi eşyaları, eski İstanbul fotoğrafları gibi tarihsel ögeler çok kıymetli koleksiyon parçaları. Ancak, son yıllarda dijital koleksiyonlar da hızla yayılmaya başladı. Özellikle dijital sanat, NFT’ler gibi konularla ilgilenen bir arkadaşım vardı, bu da Türkiye’de koleksiyonculuğun geldiği yeni bir boyut. Yani, koleksiyonculuk sadece fiziksel nesnelerle sınırlı kalmıyor, dijital varlıklara da ilgi artıyor.
Koleksiyonun Popüler Olduğu Ülkeler
Koleksiyonculuk, özellikle Batı Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da çok köklü bir kültüre sahip. İngiltere, koleksiyoncular için bir cennet diyebilirim. İngiltere’deki antikacılar ve müzayedeler, bir zamanlar sadece soylulara aitken, günümüzde her gelir grubundan insanın ilgisini çekiyor. Londra’da bir antikacı dükkanına gittiğinizde, her köşede farklı koleksiyonluk parçalar bulmak mümkün. Eski madeni paralar, vitraylar, eski tablo koleksiyonları burada oldukça yaygın.
Fransa da koleksiyonculuğun merkezi sayılabilir. Özellikle sanat eserleri ve vintage objeler konusunda çok zengin bir koleksiyon kültürü var. Paris’teki galerilerde, hatta sokaklarda bile eski kitaplar, vintage kıyafetler ve sanat eserleri koleksiyoncuları için bulunmaz fırsatlar sunuyor. Birçok koleksiyoncu için Fransa, hem kültürel hem de ticari açıdan önemli bir yer.
Almanya da koleksiyonculuğun yaygın olduğu bir başka ülke. Özellikle eski otomobiller, madeni paralar ve tarihsel figürlerin bulunduğu koleksiyonlar Almanya’da oldukça kıymetli. Ayrıca, Almanya’nın ikinci el pazarı oldukça geniş, ve bu da koleksiyonculuğun bir parçası olarak büyük bir pazar yaratıyor.
Türkiye’nin Koleksiyonculuk Kültüründe Kendisini Farklılaştırdığı Yönler
Türkiye’nin koleksiyonculuk anlayışı, genellikle tarihsel mirasa dayalı. Eski paralar, eski fotoğraflar, antikalar, Osmanlıca yazılı kitaplar… Bunlar Türkiye’deki koleksiyoncuların en çok ilgi gösterdiği alanlar. Yani, bizde koleksiyon daha çok tarihsel bir değer taşıyor. Ama tabii ki son yıllarda popüler kültür ve dijitalleşme ile koleksiyonculuk değişmeye başladı. Bugün, bir Youtuber ya da Instagram fenomeni koleksiyonu bile olabilir, her şey bir fotoğrafla başlayabiliyor.
Benim gibi Bursa’da yaşayan biri için ise, eski Osmanlı paraları ve Bursa’nın tarihine ait objeler koleksiyonculuk açısından gerçekten değerli. Zaman zaman, sahaflarda ya da antikacılarda eski dergiler ya da plaklar bulmak, o nostaljiyi yaşamak gerçekten farklı bir haz.
Sonuç Olarak
Koleksiyon hangi ülkenin sorusu, aslında sadece bir merak değil, aynı zamanda bir kültür meselesi. Küresel anlamda koleksiyonculuk, farklı yerlerde farklı şekillerde vücut buluyor. Ancak her ülkede, koleksiyonculuk bir tür tutkudur ve koleksiyonun anlamı kişisel olmanın ötesine geçer, kültürün bir parçası haline gelir. Türkiye’de de koleksiyonculuk zamanla gelişmeye ve çeşitlenmeye devam ediyor. Geçmişten gelen kültürel mirasla başlayan birikim, günümüzün dijital dünyasında yeni alanlar buluyor.
Sonuçta, “Koleksiyon hangi ülkenin?” sorusu, bir bakıma “Bu koleksiyonun arkasında kim var?” sorusuyla birleşiyor. Çünkü koleksiyonculuk, yalnızca biriktirilen nesneler değil, aynı zamanda o nesnelerin taşıdığı anı ve duygulardır.